Yeni Bir Dünya
- 29 Oca
- 1 dakikada okunur
Nasıl Bir Dünya Olsun?
Yavaş bir dünya olsun.
İnsanların kendini duyurmak için bağırmadığı,
duymak için durduğu bir dünya.
Az ama derin bir dünya olsun.
Çok şeye sahip olmanın değil,
doğru şeye dokunmanın zenginlik sayıldığı.
Toprağa basılan, gökyüzüne bakılan bir dünya olsun.
Şehirleri nefes alan, evleri ışık tutan,
sokakları aceleye teslim olmayan.
Bilginin güç değil, emanet olduğu bir dünya olsun.
Bilenin sustuğu, bilmeyenin sorabildiği,
sorunun ayıp, soranın yetersiz sayılmadığı.
Çocukların erkenden büyümediği,
yaşlıların geç olunca unutulmadığı,
zamanın kimseyi dışarıda bırakmadığı bir dünya.
Teknolojinin insanı geçmediği,
insanın teknolojiyi kalpten yönettiği bir dünya olsun.
Hızın değil, niyetin belirleyici olduğu.
Ruhun gündelik hayattan kovulmadığı,
İnceliklerin değerini yitirmediği bir dünya.
Doğanın kaynak değil, akraba olduğu,
insanın üstün değil, sorumlu olduğu bir dünya olsun.
Sessizliğin boşluk sayılmadığı,
boşluğun iyileştirici olduğu.
Hataların saklanmadığı,
affın zayıflık değil güç olduğu,
incinmenin konuşulabildiği.
Birbirine benzemenin değil,
birbirine zarar vermemenin erdem olduğu bir dünya.
Ve en önemlisi:
İnsanların birbirini kurtarmaya çalışmadığı,
ama yan yana yürüyebildiği bir dünya olsun.
Çünkü dünya, böyle güzelleşir.
Bir gün değil.
Bir kararla değil.
Bir ideolojiyle değil.
Her gün,
her davranışta,
her küçük seçimde.
Ve bir gün, insanlar geriye baktığında şunu söyler:
“Biz yeni bir dünya kurmadık.
Hatırladığımız için zaten oradaydık.”



